Onu gördüğümde kaldırımın kenarına oturmuş, kanayan dizine bakıyordu. İlk başta doğru gördüğümden emin olamadım, ne de olsa yıllar geçmişti üstünden. Yanına oturdum. Suratı endişeliydi. Sanırım annemin kızacağını düşünüyordu. Haklıydı da, annem yine mi düştün diyecekti. Elimi yavaşça omzuna koydum. "Merak etme, izi bile kalmayacak." Gözleri hafiften yaşarmıştı. "Ama acıyor," derken burnunu çekti. Kendimi ona bakmaktan alamıyordum. Ne kadar da küçük! Bunca yıl geçmesine rağmen bakışlarımın hiç değişmemiş olması ilginç. "Şöyle bir yıkadık mı hiçbir şeyin kalmaz," hafifçe gülümsüyorum. "İlerde de bu kadar acıyor mu düşünce?" Derin bir iç çekiyorum. "Acıyor tabii ki, ama zamanla alıştığın için hissetmiyorsun bile." Yüzünde minik bir ışık beliriyor. Hayatın ona getireceklerinden ne kadar da habersiz. "Eğer," diyorum, "eğer aldığın kararlarda her zaman önüne bakarsan düşmezsin. Kararlarını sakın geriye bakarak alma. Geçmişin tabii ki her yere seninle gelecek, onunla yaşamayı öğrenmen lazım. Ama ona takılıp kalmamalısın. Önünde çok güzel bir gelecek var." Yüzünden anlamadığı belli oluyor. "Tamam, geleceğini boş bir kağıt olarak düşün o zaman. Onu istediğin renge boyayabilirsin. Hatta rengarenk yapabilirsin," diyorum. Renklerin ışıltısını sevdiğini biliyorum. Gözleri parlıyor, "İstediğim her rengi kullanabilir miyim?" "Tabii ki, hem de kaç tane istersen!" Çok bir şey anlamasa da kocaman gülümsüyor. Keyfinin yerine gelmesi beni de mutlu ediyor. Gülüşünü ezberlemek istercesine izliyorum. Sanki benim değilmiş gibi yabancı yüze bakıyorum. "Hadi kalk, annem gelmeden dizini silelim."
Story
Küçüklüğümle Karşılaşma
Read Next
More from Deni Storyteller
01
Küçüklüğümle Karşılaşma
02
Hayat
03